Düğün Şarkıcısı Tanıtım Metni


7/6/2008 ·

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu...

Bir tarafta, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “UĞURLU DÜĞÜN SALONU”... Diğer tarafta; onu yıpratmayı amaç edinmiş, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “KUDRET DÜĞÜN SARAYI”... Biri, AVNİ BEY’in muhafazakar tutumuyla, eskisi kadar rağbet görmeyen bir salon... Diğeri tüccar zihniyetli KUDRET’in işlettiği, çağa ayak uydurmuş, modern, dolup taşan bir mekan...

Ve bir gün Urfa'dan İstanbul'a şöhret olmak için bir türkücü gelir..

Şanlıurfa’dan kalkıp gelen türkücü Bayram tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olur. Yetimhanede büyüyen Bayram’ın asıl amacı, şöhret olmak ve böylece yıllardır aradığı anne babasının ortaya çıkmasını sağlamaktır.

Urfa'dan gelen, gariban olduğu kadar sevimli köy delikanlısı, kendisini yirmi beş yıl öncesinin hesaplaşması içinde bulurken, gönlünü de salon sahibinin kızı Çiçek'e kaptırmıştır

Yorum (0)

Düğün Şarkıcısı 1 bölüm özeti


7/6/2008 ·

Düğün Şarkıcısı, ilk bölümüyle sizlerle!

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu... Bir tarafta, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “Uğurlu Düğün Salonu”, diğer tarafta, onu yıpratmayı amaç edinmiş, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “Kudret Düğün Sarayı. Biri, Avni Bey’in muhafazakar tutumuyla çağın gerisinde kalmış, rağbet görmeyen bir salon, diğeri tüccar zihniyetli Kudret’in işlettiği, çağa ayak uydurmuş, modern, dolup taşan bir mekan.

Kudret, gençliğinde Uğurlu Düğün Salonu’nda çalışırken, Avni Bey’in kızı Şükran’la büyük bir aşk yaşamıştır. Ancak uğradığı haksızlık sonucu işten atıldığında, Şükran’ın da babasının yanında yer almasıyla yaralanmış ve içindeki büyük hırsla tam karşılarına rakip bir düğün salonu açmıştır. Yıllar sonra Avni Bey’in hastalanmasıyla Şükran’ın salonun başına geçmesi, iki eski aşığı yeniden karşı karşıya getirir. Başkaları için yepyeni bir yaşama açılan düğün salonları, onlar için geçmişten kalan bir hesaplaşma alanıdır. Bitmeyen hınçların, hırsların ve ihtirasların mekanı…

Ancak Şanlıurfa’dan kalkıp gelen türkücü Bayram’ın tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olması, her şeyi değiştirir. Yetimhanede büyüyen Bayram’ın asıl amacı, şöhret olmak ve böylece yıllardır aradığı anne babasının ortaya çıkmasını sağlamaktır. Bayram üstün yeteneğiyle salonu kalkındırırken, Kudret’e de sürekli zarar vermeye başlar. Ancak Şükran’ın kızı Çiçek’e duyduğu aşk, işleri iyice çıkmaza sokar. Çünkü onlar farklı kültürlerin, ayrı dünyaların insanlarıdır.

“Düğün Şarkıcısı”, kültürlerin ve kuşakların çatıştığı azılı bir rekabet ortamında filizlenen imkansız bir aşkın öyküsüdür. Bol müzikli, “arabesk soslu” bir romantik komedi olan “Düğün Şarkıcısı”, Mayıs ayının son haftası ekrana gelecek.

Yorum (0)

Düğün Şarkıcısı bölüm resimleri


7/6/2008 ·

güzel resimler...

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0004.jpg[/img]

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0006.jpg[/img]

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0007.jpg[/img]

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0010.jpg[/img]
[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0011.jpg[/img]

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0012.jpg[/img]

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0013.jpg[/img]

[IMG]http://i290.photobucket.com/albums/ll263/meltem_cnsl2/ds_0015.jpg[/img]

Yorum (0)

Umut Kurt röportajları


7/6/2008 ·

Dizide ağır abi Müzikalde ağır abla



Hatırla Sevgili'de, sağcı Yaşar'ı canlandıran Umut Kurt, Hisseli Harikalar Kumpanyası'nda, kadın kılığında göbek atıp şarkı söyleyen Cafer'i oynuyor..

Umut Kurt, son dönemin dikkat çeken genç oyuncularından biri. Beynelminel'de canlandırdığı Haydar karakterinden sonra Hatırla Sevgili'nin Yaşar'ı olarak karşımıza çıkan 26 yaşındaki oyuncu, son olarak da Hisseli Harikalar Kumpanyası'nda seyirciyi gülmekten kırıyor. Hatırla Sevgili'nin ağır abisi, sağcıların önderi Yaşar'ı, müzikalde kadın kılığında göbek atıp şarkı söyleyen Cafer kılığında karşısında gören seyirci gözlerine inanamıyor. Aynı zamanda BKM Mutfak'ta oyunculuğa devam eden Umut Kurt'la sağ sol meselelerini ve canlandırdığı karakterleri konuştuk.

- Hatırla Sevgili'deki Yaşar karakterinden sonra karşımıza Hisseli Harikalar Kumpayası'nın Caferi olarak çıktınız ve hepimizi çok şaşırttınız...
- Biz bir karakteri canlandırırken seyirciye, o karaktere çok yakın kişilermişiz gibi geliyoruz. Halbuki öyle değil. Ben ne Yaşar gibi, ne Cafer gibi, ne de Beynelminel'de canlandırdığım Haydar gibi bir adamım. Biz oyunculuk eğitimi alırken Hamlet de oluyoruz, ceset de oluyoruz, yerde duran bozuk para da. O kadar farklı şeyleri canlandırıyoruz ki, birkaç farklı adamı canlandırmak bize o kadar da zor gelmiyor açıkçası.

- Müzikalin provalarına gelip giderken görünümünüz bıyıklı bir Yaşar'dı sonuçta. Sonra da provalarda sarı peruğu takıp, bir kadını oynuyordunuz. Ruh haliniz de değişiyor muydu bu durumda?
- Bu surata, bu kaşa peruk zaten komik duruyor. Bir de bıyık var düşünsenize... Bir de sarı peruktu, çok komikti ya. Eğlenceliydi ama... Şizofrenik, gel git bir durumdu tabii. Sabah ciddi, davası olan bir adamı oynuyorsunuz, öğlen gidiyorsunuz şarkı söyleyip, göbek atan bir kadın oluyorsunuz.

- Yaşar'dan sonra Cafer karakteriyle seyirciyi çok şaşırttığınızın farkında mısınız?
- Seyircinin şaşırmasına çok sevindim her şeyden önce. Çünkü bu işte ne kadar şaşırtırsanız o kadar iyi oluyorsunuz. Seyirci şaşırınca fazla fazla reaksiyon vermeye başladı, verdikleri reaksiyonlardan ben çok motive oldum. Onlar beni, ben onları eğlendirdik gibi bir durum oluştu.

- Özellikle sahnede şarkı söyleyip kıvırttığınız, göbek attığınız bölüm seyirciyi çok güldürüyor. Nasıl kıvrılır, popo sallanır gibi bir ders aldınız mı?
- Çocukluğumdan beri spor yapıyorum. Okulda da akrobasiyle pandomim dersleri aldım, sonuçta kıvrak bir adam oldum. Ne zaman bir kadın rolü olsa "Sen gel, kıvraksın," diyorlar (gülüyor). İnsan olarak da hareketli, eğlenceli bir halim var. Yani ders almama gerek kalmadı. Sahnede komik oluyor galiba, ben de gülüyorum açıkçası.

- Sizin müzikalde oynadığınız Cafer karakterini daha önce çok iyi bir tiyatrocu olarak tanınan Mehmet Ali Erbil oynamıştı. Rolü ondan devralmak tedirgin etti mi sizi?
- Benim dışımda herkes tedirgin oldu (gülüyor). Meseleye öyle bakmamak gerekiyor bence. Mesela Hamlet'i kimler oynamadı ki? Türkiye'de Müşfik Kenter oynadı örneğin. Ama bu Türkiye'de Hamlet'in bir daha iyi oynanamayacağı anlamına gelmez. Mehmet Ali Erbil bu rolü bir yere kadar getirmiş, inşallah ben de daha ileriye götürebilirim. O kadar güzel yazılmış bir rol var ki ortada, onu düşünmek varken neden "Mehmet Ali Erbil kadar iyi oynayabilecek miyim?" diye düşüneyim ki.

- Beynelminel'deki Haydar bir devrimciyken, Hatırla Sevgili'nin Yaşar'ı sağcıların temsilcisi. Yani Haydar ile Yaşar görüş olarak birbirine çok zıt iki karakter...
- Bir dönem "Benim düşüncem en doğru, bundan daha doğrusu yok," diyor ve diğerlerinin neden bu doğruyu görmediklerini sorguluyorsunuz. Aslında bu nasıl yetiştiğinizle alakalı. Oğullar hep babalarının yaptığını yapar. Belki benim babam farklı düşünseydi, ben de bugün farklı düşünen bir adam olurdum. Haydar'ın babası solcuymuş, Yaşar'ın babası sağcıymış, belli. Ama ikisi de çok temiz ve inançları uğruna ölebilecek insanlar. Biri çok saf, biri yaptığı her şeyin farkında. Biri körü körüne her şeyin peşinden gidebilir, diğeri ise gidenleri geri getirebilir. Ama ikisini karşı karşıya getirseydik kesin kavga çıkardı (gülüyor).

- Ama siz Yaşar karakterine daha sempatiyle bakıyorsunuz anladığım kadarıyla...
- Aslında sempatiyle bakmaktan ziyade Yaşar'ı adam olarak seviyorum. Çünkü doğru bir adam. Benim karşıma böyle bir sağcı çıksa severim yani. Çünkü inancı var ve inancını doğru tatbik ediyor, "Kavga ederek olmaz arkadaşlar, kaba kuvvetle hiçbir şey çözemeyiz," diyor. Aslında o günden bugüne laf atıyor.

- Yaşar'ı sevseniz de politik olarak Haydar'a daha yakınsınız, değil mi?
- Politik olarak yakın olduğum karakter tabii ki Haydar. Zaten o yüzden Haydar'ı oynamak zor benim için. Yaşar'a daha çok dışarıdan bakabiliyorum, çünkü Yaşar'ın yaşadığı hayatı ben yaşamadım ama Haydar'ınkine yakın bir hayat yaşadım. Ve bu bende bir sendrom oluşturdu. Eğer o işin içine girdiyseniz, devrimci olamamak bir problemdir çünkü.

- Yaşar karakteri sayesinde ilk defa sağ görüşlülerin sempatik, insancıl yönlerinin de gösterilmeye başlandığı söyleniyor...
- Evet, bence ilk defa Türk sinemasında böyle bir karakter çok iyi gösteriliyor. Yani inançlarıyla, hayata bakışıyla, tavrıyla, tarzıyla, her şeyiyle tam anlamıyla gösteriliyor. Çünkü bugüne kadar, gerek 68'de, gerekse 70'lerde her şeyi, darbeyi yapanlar sağcılar gibi gösterilmiş. Solcular da baskıya uğrayan, yok edilen kısım gibi aktarılmış, o yüzden hep onların hikâyesi anlatılmış.

- Yani sinemada solcuların kayrıldığını mı düşünüyorsunuz?
- Kayırmak diye bir şey yok. Zaten o dönemi anlatan kaç tane film var ki? Ama olanların tamamı sol kesim için yapılmış gibi. Hatırla Sevgili bunu eşitliyor bence. "Tamam solcular çok çekti ama sağcıların arasında da acı çekenler var," diyor.

- Bir yandan da dizide solcuların daha sempatik gösterildiği söyleniyor...
- Benim internetten okuduğum kadarıyla ise dizinin, sağcıları daha inançlı, daha halka yakın, davalarını daha çok takip eden insanlar olarak gösterirken, solcuları daha burjuvaya yakın, züppe, zengin, hep aşk meşk davalarında gibi gösterdiği söyleniyor. Mesela benim babam solcu ama "Ben Yaşar gibi bir adamdım, biz böyle züppe değildik," diyor. Ama önümüzdeki sezon, kötü şartlarda yaşayan solcular da çıkacaktır. Aslında her iki türlü eleştirinin de olması dizinin başarılı olduğunu gösteriyor bence

Yorum (0)

Hatice Aslan "Kırmızı Halı" Olayını Anlattı


7/6/2008 ·

Cannes’da kırmızı halıda yürürken, ekip arkadaşlarından ayrılıp gazetecilere poz veren Hatice Aslan, iddiaları yanıtladı

Hatice Aslan yılların tiyatrocusu... Cannes’da yarışan “Üç Maymun”un başrol oyuncusu.. Bugüne kadar pekçok oyunda ve TV dizisinde rol almasına rağmen medyatik biri olmadı.. Ta ki Cannes’a kadar. Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun” filminde oynayan Aslan, bugüne kadar Cannes Film Festivali’nde en çok konuşulan Türk kadın oyuncu oldu. Özlem Süer imzalı elbisesi ile büyük sükse yaptı. Gazeteler ondan “Cannes’ın yıldızı” olarak bahsetti. Ancak Aslan Cannes’da ekipten ayrılıp objektiflere ayrı poz vermekle, “Rol çalmakla” itham edildi. Usta oyuncuya Cannes’ı, oyunculuğu ve özel hayatını sordum:

* Kırmızı halının üzerinde poz verirken ne hissetiniz?
23 yıllık tiyatro hayatı olan biri için bu çok olağanüstü bir şey değil. Moliere ya da Shakespeare kostümünü 2 saat boyunca sahnede taşıyan insan 10 dakika kırmızı halıda yürüyebilir diye düşünüyorum. O tarz şeyleri giyip taşımak çok artistik, çok keyifli.


* Oyuncu arkadaşlarınızdan ayrı poz verip bunu tek kişilik şova dönüştürdüğünüz yazıldı..
Böyle bir şey olabilir mi? Elbisem ve ayakkabılarım yüzünden oyuncu arkadaşlarımın gerisinde kaldım. Gazeteciler “Hatice” diye bağırınca dönüp baktım ve gülümsedim. Orada herkes pantolonlu. Uzun etekli kimse yok. Topuklu ayakkabılarla merdivenlerden yukarıya çıkmak gerçekten çok zor. Biraz yavaş hareket etmek gerekiyor. Tökezleyebiliriz, düşebiliriz. Keşke pantolon giyseydim, o zaman merdivenleri zıpır zıpır çıkardım. Bu nasıl bir anlayış? Bir kadının 15 poundluk ayakkabılarla kısa sürede çıkması kolay mı?

* Şöhretin geç geldiğini düşünüyor musunuz?
Her şeyin bir zamanı vardır. Zaman her şeyi biliyor. Siz kendinizi zamana bırakın ve durun. Durmak en büyük eylem. Önünüzdeki kahvenin tadını çıkarın.

* Şöhretin iyi bir şey olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Ben hayatı tadını çıkararak yaşamayı seven biriyim. Sadece kendi işimde değil ailede de böyleyim. 22 yaşında bir oğlum var. Kırmızı halıda o da vardı. Oğlum Ekin benim için çok büyük bir hediye. Çok büyük bir şöhret benim için.

* Cannes’da teklif geldi mi?
Beni çok beğendiklerini, tanışmak istediklerini söyleyenler oldu. Kartların hepsini menaje-rim toparlıyor.

* Orada yaşadığınız ilginç bir olay var mı?
Oğlumun başına ilginç bir şey gelmiş. Bir kafede Alman gazeteciyle karşılaşmış. Oğlumdan benim fotoğraflarımı istemiş. Bir de oradaki en güzel şey kırmızı halıya beni oğlumun hazırlaması oldu.

* Hazırlık bitince aynada nasıl bir ini gördünüz?
Artistik durumları seviyorum. İçimde küçük bir kız çocuğu var. Kırmızı halıda da o kız çocuğu yürüdü. O kız çocuğu işin eğlencesindeydi. Ben üstüme düşeni yerine getirdim.

* Kurallarınız var mı?
Öyle kaygılarımın olmadığını filmi izleyince göreceksiniz. Çünkü bu meslektir. Meslek hayatınızda kıyafetinizi giyer ve çıkarsınız. O kıyafet çıplaklıksa onu giyersiniz. Öyle bir kaygım yok. Ben bir oyuncuyum.

* Cesur sahneleriniz var mı?

Filmde olması gereken, Nuri Bey’in yapmak istediği bütün sahneler var.. Sonuçta orada bir kadının başına neler gelebileceği anlatılıyor.
n Kırmızı halı oyuncunun fiyatını arttırıyor mu?
4 bin’e yakın film arasından 22 film seçildi. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu Nuri Bilge Ceylan’ın başarısıdır. İnşallah 25 Mayıs’da filmimize ödül gelir diye her gün dua ediyorum. Nuri Bey bunu hak ediyor. Bizim filmimizin gişe kaygısı yok. Uluslararası bir platformda olduğu için zaten bir sürü yere satıldı

Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »

film indir 3 gp film indir sxe 6.3 polat alemdar hande soral film izle sinema izle evden eve nakliyat - evden eve nakliyat